Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

ALİ ŞERİATİ - İSLAM SOSYOLOJİSİ ÜZERİNE

Tarih 14 Nisan 2008, 21:49. Yazan tarikfardic.  
Etiket: ali şeriati, islam sosyolojisi üzerine

ALİ ŞERİATİ ( 1933 - 1977) - İSLAM SOSYOLOJİSİ ÜZERİNE

 
dünyadaki sömürü çarklarını sömürenler değil,sömürülenler çevirmektedir

İSLAM SOSYOLOJİSİ ÜZERİNE(Ali ŞERİATİ)


.gerçekte şimdiye kadar pek konuşmadık,dertlerimizi dile getiremedik,bu dertlerimize bilimsel açıdan yaklaşamadık.şimdiye kadar yaptığımız bütün iş yakınmaktan,inleyip sızlamaktan başka bir sey değildi.bunların hiçbirinin işe yaramayacağı belliydi.

.dertlerimizi ne kadar az konuştuğumuz , sorunlarımızı,çürümüşlüğümüzü,çözülmüşlüğümüzü ne kadar hafife aldığımız çok iyi anlaşılmıştır.

.konuşmak ve iş yapmak;incelemek ve uygulamak her zaman iç içe olmalıdır.

.çağımız aydınlarının görevi,islamın insana bireye ve topluma hayat veren,gelecekte de insan rehberlik edecek bir düşünce olduğunun benimseyip bilmektir.

.islamı ve kuran’ı incelerken karşılaştığım gerçeklerden biri de peygamberin sünnetine özgü,bilimsel tarih ve sosyoloji teorilerinin varlığı oldu.

.tarih boyunca hicret,medeniyetin doğuşundan başlıca etken olduğu halde,tarih felsefesiyle uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir.

.ilkel bir topluluğun, yaşadığı yurdu bırakıp bir başka yere göçmeden medenileştiğini gösteren bir örnek yoktur.

.en sonuncusundan,en eskisine kadar bildiğimiz tüm medeniyetler,hicretlerin ardından kurulmuştur.

.islam düşüncesinin gerçek değerini ancak onu diğer düşünce akımlarıyla karşılaştırınca anlayabiliriz.

.kuran,toplumun bazı kaçınılmaz kanunlara dayandığını bildirirken,insan sorumluluğunu bir kenara bırakmamıştır.

.islam acısından büyük insanlar,ilahi kuralları iyi anlayanlar ve ilahi kitap aracılığıyla anladıkları bu kurallara teslim olup bunu başarılarının sırrı haline getirenlerdir.

.gerçeği araştırırken kullanılan yöntem,felsefeden,bilimden ve yetenekli olmaktan önce gelir.

.düşünmek tıpkı yürümek gibidir.tek ayak üstünde seken,ama doğru yolda ilerleyen bir insan,bir sürü dolambaçlı dağ yollarında oyalanan yürüme şampiyonundan daha önce hedefe ulaşacaktır.

.ali şeraiti islama getirdiği farklı açılımlarla ezberlerden sıyrılmayı başarabilmiş nadir islami yazarlardandır.görüşlerinde yanlışlara rastlanılabilir ama müslümanların ali şeraitiden öğrenecekleri çok şey var.“islam sosyolojisi üzerine” adlı kitabında da gene çok ilginç tespitleriyle islam düşüncemizi zenginleştirecek açılımlar getirmiştir.alın okuyun bence…

.özellikle kitabın son kısımda habil ve kabil kıssası üzerine yazarın yaptığı yorumlar oldukça dikkatimizi çekmiştir.yazar kuranda geçen bu kıssayı(habil ve kabil isimleri geçmemektedir.sadece kıssa geçmektedir.tekvinde geçtiği söylenir isimlerinin.)kendince yorumlamış ve buradan hareketle habil ve kabilin temsil ettiği değerler üzerine yorumlarda bulunmuştur. kuranda bu konu üzerinde çok ayrıntı verilmediğini biliyoruz ve bu kıssadan nasıl üretim biçimleriyle ilgili sonuçlar çıkarılabildiğini pek anlayamıyoruz(zorlanırsa bir çok ayetten bir çok sonuç çıkarılabilir elbette ama yorumun sahihliği ve kurana uygunluğuna dikkat edilmelidir).şeriati tefsirde israliyata* kaçmıştır biraz bu açıklamalarda.eğer gerekli görülse ayrıntılar kuranda Allah tarafından verilirdi diyoruz ve kurandaki herhangi bir kıssa için başka kitaplara başvurup akılların karıştırılmasına ve ihtilafların çıkmasına karşı olduğumuzu söylemek istiyoruz.çok tehlikeli sonuçlar verebilecek ve ümmet üzerinde olumsuz etkiler bırakabilecek gereksiz bir açılım yapıldığına inanyoruz kitabın bu kısmında ki kitabın 1980 şubat çıkışlı ilk türkçe baskısının ardından da türkiyede de okurlar tarafından hoş karşılanmamıştır bu ifadeler.hatta ikinci baskısında kitabın o kısmına bu konuda bir ek yazı konulmuştur yayınevince.tefsirde israliyat konusuna dönersek diğer kitaplardan elbette ki yararlanılabilir ama bunlar asla bir fikre daha doğrusu savunulan ve doğruluğunu ispat için sayfalarca yazı yazılan konulara kaynaklık etmemelidir.diğer kitaplardan inanç konularından değil ancak kültürel olarak faydalanılması daha doğru bize göre. ayrıca ali şeriati hakkında bazı yerlerde rastladığımız marksist olduğu yönündeki beyanları da sadece yazı sahiplerinin şeriatiyi tanımamalarına,okumamalarına ve ne islamı ne marksizm bilmelerine bağlıyoruz.çünkü ali şeriati bir müslümandır ve bir müslümanında marksizmi benimsemesi onu müslümanlıkla bağlarını koparmasıyla gerçekleşebilir.hem marksist hem müslüman olunabileceğine inanmak cahilliktir.ali şeraitinin marksizm ve diğer batı düşünceleri,(h.z)Muhammed(s.a.v) kimdir,islam sosyolojisi üzerine isimli kitaplarını okumak bu fikrin doğruluğunu anlamak için yeterlidir.

.tefsirde israliyat:kuran tefsirlerini yazarken eski kutsal kitaplarda da geçen ortak olaylar hakkında diğer kitaplardan yararlanmak denebilir kısaca;tahrif edilen kitaplara dayanarak bu kadar iddiali söylemlerde bulunmak gayet tehlikelidir[şeriati görüşünün yanlış olabileceğini de ekler yazdıklarının arasına ama gene de iddiasına inandığı ve savunduğu açıkca görülmektedir.]

.şeriatinin bu kitaptaki çok güzel tespitlerin farkında olarak diyebiliriz ki incelenmesi ama şüpheyle ve her cümlesine dikkat edilerek incelenmesi gereken bir kitap.eğer kitaptaki yanlış yerleri ayıramazsak yanlış sonuçlar çıkarabilmemiz ihtimal dahilindedir.ve elbette ki yanlış sonuçları bir müslüman olarak kabul etmemiz söz konusu olamaz.  ( kaynak: silah ve kalem )

hayatı

13 Kasım 1933'de Horasan Eyaletine bağlı Sabzivar'ın Mezinan Köyünde dünyaya geldi. 1950'de Meşhed'deki Öğretmen Kolejine girdi. 1952'de Meşhed'in yakınlarındaki Ahmedabad Köyünde öğretmenliğe başladı. 1955 yılında Mekteb-i Vasıta'yı kaleme aldı. Ayrıca Ebu Zer-i Gıffari'i isimli kitabı Farsçaya tercüme etti. 1965 yılında Meşhed Üniversitesine girdi. "Ulusal Direniş Hareket"ine üye olduğundan babası ve diğer üyelerle birlikte tutuklandı. 6 ay tutuklu kaldı. 1959'da Alexis Carrel'den Dua'yı tercüme etti ve Üniversiteden başarı ile mezun oldu.
oto_aseriat
1960'da Fransa'ya Sosyoloji ve Dinler Tarihi üzerine doktorasını tamamlamak için gitti. O sıralarda Cezayir, Bağımsızlığı için savaşmaktaydı ve Ali Şeriati bu harekete aktif olarak katıldı. Bu faaliyetlerinden dolayı Paris'te tutuklandı. Bu arada bir çok makale, konuşma ve çevirisi değişik dergilerde yayınlandı. Sosyoloji ve Dinler Tarihi üzerinde ki doktorasını tamamlayarak 1962 yılında İran'a döndü ve sınırda tutuklandı. Aylarca hapiste kaldı. Hapislik sonrası öğretmenlik ve Meşhed Üniversitesinde asistanlık yaptı. Meşhed, Hüseyinye-i İrşad, Tahran Üniversitesi ile diğer merkezlerde konferanslar vermeye başladı. Hüseyiniye-i İrşad 1973 Eylül'ünde kapatıldıktan sonra SAVAK(İran Gizli Servisi) Şeriati'yi aramaya başladı. Kendisini Bulamayınca babasını tutukladı. Bir yıl kadar babası tutuklu kaldı. 1975-77 arası SAVAK'ın takibinden sürekli kaçıp, başkalarının evinde kalarak çalışmalarına devam edip sabahlara kadar süren konferanslar verdi.

16 Mayıs 1977'de Avrupa'ya Hicret etti. 30 gün sonra İngiliz İstihbaratının da yardımı ile SAVAK tarafından Şehid edildi. 27 Haziran 1977'de Şam'daki Hz. Zeyneb'in Türbesinin yanına defnedildi, Allah rahmet etsin.

Türkçe'ye Çevrilen Eserlerinden Bazıları:
Bir ömür boyu hiç durup dinlenmeden Allah yolunda çalımış ve sonunda çalışmalarının semeresini Şehid olarak alan Ali Şeria'ti bir çok da eser yayınlamıştır. Bunlardan bazıları: Medeniyet ve Modernizm
Medeniyet Tarihi I-II
Yarının Tarihine Bakış
Muhammed Kimdir
Muhammed'i tanıyalım
Sanat
Siret
Şehadet
Dua (Alexis Carrel ile birlikte)
Ne Yapmalı,
Kevir
Ümmet ve imamet
ve cevap veriyorum
Yarının tarihine bakış
İki Sure İki Yorum,
İnsan
İnsan olmak
İnsanın dört zindanı
İslam bilim I-II
İslam Ekonomisi
İslam sosyolojisi
Kur'ana Giriş,
Ali şiası safevi şiası
Hacc
Anne baba biz suçluyuz
Aydınlara umut çağrısı
Ayet yorumları
Bir önünde sonsuz sayıda sıfırlar
Dine karşı din
Dinleri tanımak
Ebu zer sosyal adaletçi ve devrimci
Fatıma Fatımadır
Yalnızlık sözleri I-II
Her hicret bir inkilaptır.
Hubut, yeryüzüne iniş
İdeallerin yenilgisi
Kültür ve İdeoloji
Marksizm ve diğer batı düşünceleri
gibi bir çok eserleri Türkçeye çevrilmiştir...

                 

 “Benim hamurumu felsefe, hikmet  ve irfanla yoğurmuşlar. Hikmet, bende sonradan kazanılmış veya hafızada birikmiş bir ilim değildir. Bilakis özümdedir. O benim sıfatımdır. Ağırlık, iç güdüler ve vücut ısısı gibi sıfat ve niteliklere sahip olduğum gibi, hikmete ve felsefeye sahip bir varlığım da ben. Felsefe, binamın harcında, ruhumun özünde, derinliklerindedir. Hatta dostlarımdan birinin şakayla dediği gibi; kıyafetim, bedenim, davranışlarım, sözlerim ve sessizliğimde…”     ALİ ŞERİATİ

0 yorum.